Taylor Swift Fan Club TR©

Taylor Swift Fan Club TR©


 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yunuslar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ALéina
●Yeni Üye●
●Yeni Üye●
avatar

Mesaj Sayısı : 102
Yaş : 19
Nerden : evden
Kayıt tarihi : 25/04/10

MesajKonu: Yunuslar   Ptsi Nis. 26, 2010 5:55 pm




Yunustaki Tasarım



Yunuslar ve balinalar diğer tüm
memeliler gibi ciğerleri ile solunum yaparlar. Bu onların su içinde iken
balıklar gibi nefes alıp veremeyecekleri anlamına gelir. Bu nedenle
nefes almak için düzenli olarak su yüzeyine çıkarlar. Başlarının üstünde
hava alıp vermelerini sağlayan bir delik bulunur. Burası öyle
tasarlanmıştır ki hayvan suya daldığında delik bir kapak tarafından
otomatik olarak örtülür ve içeri su kaçması önlenir. Su yüzeyine
çıkıldığında ise kapak yine otomatik olarak açılır.
Boğulmadan
Uyumayı Sağlayan Sistem

Yunuslar her nefes alışlarında
ciğerlerinin % 80- 90'ını havayla doldururlar. Oysa çoğu insan için bu
oran ancak % 15'i bulur.Yunuslar için nefes almak insanlarda veya diğer
kara memelilerinde olduğu gibi bir refleks değildir iradeli bir
harekettir. Yani biz nasıl yürümeye karar veriyorsak yunuslar da nefes
almaya karar verir. Bu hayvanın suda uyurken boğularak ölmemesi için
alınmış bir tedbirdir. Yunus uykusu sırasında beyninin sağ ve sol yarım
kürelerini yaklaşık on beş dakika arayla nöbetleşe kullanır. Bir yarım
küre uyurken diğer yarım küre yüzeye çıkarak hayvanın nefes almasını
kontrol eder. Yunusların ağızlarındaki gagaya benzer çıkıntı ise sudaki
hareketlerini kolaylaştıran bir başka tasarımdır. Hayvan bu yapı
sayesinde suyu daha iyi yarmakta ve daha az enerji harcayarak daha hızlı
yüzebilmektedir. Modern gemilerin burunlarında da yunus ağzına benzer
bir çıkıntı vardır. Bu hidrodinamik tasarım gemilerin hızını da aynen
yunuslarınki gibi artırmaktadır.

Yunusların Sosyal Yaşamı

Yunuslar
çok büyük gruplar halinde yaşar. Güvenli bir koruma için dişiler ve
yavrular böyle bir grubun ortasında yer alır. Grubun hasta üyesi yalnız
bırakılmaz ölene kadar grubun içinde tutulur. Bu güçlü dayanışma bağı
yeni bir yavru gruba katıldığı ilk günden itibaren başlar. Yunus
yavruları önce kuyrukları dışarı çıkacak biçimde doğarlar. Bu sayede
doğum tamamlanana kadar yavrunun havasızlıktan ölmesi önlenmiş olur. En
son yunusun başı doğum kanalından çıkar çıkmaz ilk nefesini alması için
hızla su yüzeyine çıkarılır. Genellikle yardım amacıyla anne yunusa bir
başka dişi yunusda eşlik eder.

Anne yunus doğumdan sonra hemen
yavrusunu emzirir. Süt emmek için dudağı olmayan yavru annesinin
karnındaki bir yarıktan çıkan iki süt kaynağından beslenir. Bu bölgeye
ufak ağız darbeleriyle dokunduğunda süt fışkırır. Yavru her gün onlarca
litre süt içer. Bu sütün % 50'si yağdan meydana gelir (ineklerde ise
sütün sadece % 15'i yağdır). Bu yoğun kıvam sayesinde yavrunun vücut
ısısını dengelemek için ihtiyaç duyduğu yağlı deri tabakası hızla
oluşur. Hızlı dalışlar esnasında diğer dişiler yavruyu aşağı doğru
iterek yardımcı olurlar. Ayrıca yavruya avlanmayı ve sonarını kullanmayı
da öğretirler. Bu yıllarca süren bir eğitim safhasıdır. Bazıları
yıllarca sevdikleri bir aile üyesinin peşinden ayrılmazlar. 30 sene
boyunca bu böyle devam edebilir.
Yunuslar insanlarla kıyaslanamayacak
kadar derin sulara dalabilirler. Bu konudaki rekor Balinagillerden
amber balığına aittir. Amber balığı bir nefes alışla 3000 metre derine
dalış yapabilir. Gerek yunuslar gerekse balinalar bu tip dalışlara uygun
bir tasarımda yaratılmışlardır. Palet şeklindeki kuyruklar suya dalmayı
ve yüzeye çıkmayı oldukça kolaylaştırır.

Dalış için yaratılmış
bir başka tasarım da hayvanın ciğerlerinde gizlidir: Hayvan derine
daldıkça üzerindeki suyun ağırlığı yani basıncı artar. Bu basıncı
dengelemek için ciğerlerinin içindeki hava basıncını da giderek artırır.
Ancak bu hava basıncı giderek çok yüksek derecelere çıkar. Aynı basınç
bir insan ciğerine uygulansa ciğer yırtılıp parçalanacaktır. İşte bu
tehliaaae karşı yunusun vücudunda çok özel bir koruma yaratılmıştır:
Yunusların akciğerlerindeki bronşlar ve hava kesecikleri basınca karşı
son derece dayanıklı kıkırdak halkalarla korunmuştur.

Yunusların
vücutlarındaki bir diğer yaratılış örneği ise vurgun tehlikesine karşı
alınan tedbirdir. Dalgıçlar su yüzeyine hızlı çıkışlarda basınç
farkından kaynaklanan bu tehliaaale karşılaşırlar. Vurgunun nedeni
akciğerlere çekilmiş olan havanın ani bir biçimde kana karışarak
damarların içinde hava kabarcıkları oluşturmasıdır. Bu baloncuklar kan
dolaşımındaki düzeni bozarak ölüm tehlikesi meydana getirir. Balinalar
ve yunuslar ise bizler gibi akciğerleriyle solumalarına karşın böyle bir
problemle asla karşılaşmazlar. Bunun nedeni derinlere dalarken insanlar
gibi dolu ciğerle değil boş ciğerle hareket etmeleridir. Ciğerleri hava
ile dolu olmadığı için bu havanın basınç değişikliği nedeniyle kana
karışması ve dolayısıyla "vurgun yeme" tehlikesi ile karşı karşıya
kalmazlar.

Ama asıl soru burada ortaya çıkar: Eğer ciğerlerini
hava ile doldurmuyorlarsa oksijensiz kalıp boğulmaktan nasıl
kurtulurlar?

Bu sorunun cevabı bu canlıların kaslarındaki yüksek
orandaki "miyoglobin" proteinidir. Bu miyoglobin proteinleri çok yüksek
miktarda oksijen molekülünü kendi üzerlerine bağlar ve muhafaza ederler.
Yani canlı için gereken oksijen ciğerdeki havada değil doğrudan
kasların içinde saklanır. Yunuslar ve balinalar bu sayede uzun süre
nefes almadan yüzer ve diledikleri kadar da derine dalabilirler.
İnsanlarda da miyoglobin proteini vardır ama çok daha az oranda olduğu
için aynı yüzme serbestliğini sağlamamaktadır. Yunus ve balinalara özel
olan bu biyokimyasal ayarlama elbette bilinçli bir tasarımın açık
delilidir. Allah her canlı gibi deniz memelilerini de içinde
bulundukları şartlara en uygun vücut yapılarıyla yaratmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Yunuslar
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Taylor Swift Fan Club TR© :: SERBEST KÜRSÜ :: Hayvanlar Alemi-
Buraya geçin: